so long, and thanks for all the tea.
Install Theme

dunyaya bakis aciniz genisledikce, bunun sadece size verdigi aci degil, anlami da azalir. dunyayi anlamak, onunla araniza belirli bir mesafe koymayi gerektirir. molekuller ve atomlar gibi ciplak gozle gorulemeyenleri buyutur, bulut formasyonu, deltalar, takimyildizlar gibi cok buyuk olanlari kuculturuz. onlari kendi algimizin gorus alanina getirdigimizde sabitleriz. bu sabitlenmis seylere bilgi adini veririz. tum cocuklugumuz ve ilk genclik yillarimiz, nesneler ve fenomenlerle aramiza dogru mesafeyi koymaya calismakla gecer. okuruz, ogreniriz, tecrube ederiz, duzeltiriz. sonra bir gun oyle bir noktaya geliriz ki, tum gerekli mesafeler konulmus, tum gerekli sistemler kurulmustur. iste o noktada zaman daha hizli akmaya baslar. onune hicbir engel cikmaz, her sey ayarlanmistir, zaman hayatimizi kateder, gunler goz acip kapayincaya kadar gecer, ne oldugunu anlamadan bir de bakariz ki kirk, elli, altmis yasimiza basmisiz…

(Source: primarity, via sulfur)

(Source: glitternose, via sulfur)

(Source: bthequinn)

Why Do Women Write More Letters Than They Post?

kendime -gelecekten- not.

hala “o” kitabi yazamadin. ama artik “o yazar” gibi de olmak istemiyorsun.
buyuyorsun cocugum. ama sakinlesmiyorsun.
eger bir an olur da sakinlesip durursan, olecegine inanan bir atsin. bikmadan kosuyorsun.
madem icinde hep o atla yasayacaksin,
o halde durma tamam, hep kos.
ama kacma.


image

uaremakingmesicklove:

Değer kıymet bilmek, emeğin sevginin ne demek olduğunu bilmek, paylaşmanın önemini bilmek, karşındaki insanı olduğu gibi herşeyiyle gerçekten içten sevmek, sanırım kısacası -yine aynı yere geleceğim ama- ‘gerçek sevgi'nin ne denli önemli, zor bulunan, nimet gibi bişey olduğunu anlamam zaman aldı.

Ben sandım ki bunlar zaten herkeste var.
Ne geldiyse başıma çocuk şaşkınlığıyla, Allah Allah ya? Nasıl ya? Nasıl olur yaa? Nedenki? Ama ben zannettim ki? Ama şöyle değil mi,böyle olması gerekmiyor mu?
Vb. gibi cevapları aynı ve genelde acıtan soruları sormaktan başka bi bok yapmıyordum. İnanamıyorsun çünkü, inanmak istemiyorsun. Kalbini, içindekileri kirletmek bozmak istemiyorsun, tertemiz sapasağlam duruyorlardı iyi bakmışsın ruhuna, iyi korumuşsun, çok değerli antika bi vazo gibi, paramparça olmasın istiyorsun. Ama eninde sonunda oluyor, olacak. Olmayan yok. Herkesin bi yerde kırılıp parçalara ayrılmış işte içindeki güzellikler, bi zaman…

Herkes orada başkalaşıyor. Herkesin parçaları nasıl toplayıp, nasıl birleştirdiği önemli oluyor o zaman. Seni sen yapan nasıl koruduğun değil, nasıl toparladığın nasıl iyileştirdiğin yaralarını. Herkes başka, herkesin yöntemi, kullandığı yapıştırıcı, yarabandı başka.

Tek övündüğüm şey marifetmiş gibi, iyi gelmişsin bu yaşa kadar demek, 33 iyi yaş, bayaa iyi…
Şükrettiğim şeylerden biri de bu. Kırık dökük ama eski yani ilk haline yakın,
eskisi gibi olmuyor dedikleri de şu demekmiş; birdaha güvenmek birdaha sevmek bu dünyadaki en zor en uzak şeyler artık. Bu iki parça eğreti duruyor, onlar haricinde hepsi yerli yerinde, hiç kırılmamış gibi, ince ince çalıştım özene bezene tek tek yerleştiyorum, biraz daha zamanı var.
Ama işte yine de eskisi gibi olmazmış.

Gud nayt.

(via uaremakingmesicklove-deactivate)

gravityhome:

Scandinavian home

Follow Gravity Home: Blog - Instagram - Pinterest - Facebook - Shop

be mine

(Source: thenordroom)