“i’m safer with me here, and you there.”
(Source: 8tracks.com)
- It’s really hard when you have the artistic temperament, but you are not an artist.
hali hazırda harika sözleri var bu şarkının. ama nil ipek hülagü‘nün eşsiz söylemi beni kahredip hayran bıraktı.
Thom Yorke’tan teenage kızlara aşk tavsiyeleri.
benim için, uzayın derinliklerini gösteren fotoğraflar kadar derin, uçsuz bucaksız ve etkileyici.
by the end of the relationship, you honestly don’t know who you hated more: him or you? you used to sit around and wonder why your friends weren’t trying to destroy each other, like you were. and here, it turns out, the answer’s pretty simple: your friends weren’t unhappy. but you were.
beni uzdun. beni kirdin. beni aldin. beni vermedin. beni kapattin. beni bogdun. beni dogurdun. beni oldurdun. beni ozledin. beni bezdirdin. beni sevdin. beni sakladin. beni yoksaydin. beni kacirdin. beni tanidin. beni iskaladin. beni yakaladin. beni kisitladin. beni biraktin. beni aglattin. beni yasattin. beni kahrettin. beni lanetledin. beni kucumsedin. beni sucladin. beni elestirdin. beni ele gecirdin. beni kirdin. her seye ragmen. beni sevdin.

ben seni hep sevgilim ben seni hep, yüzünden geçen dalgalardan okudum
sevdiğim adama her zaman gözlerimi vermek istemişimdir. bunun derin manalarını düşünmemiştim, sadece o’na baktığımda nasıl bir güzellik gördüğümü anlaması için demiştim. oysa bir kadın gözlerini adama vererek, benliğini verirmiş. kendini verirmiş. dünyasını verirmiş. ve adam gözlerini alırmış kadının. kadın artık kör olmuştur. çünkü böylesi bir sevmektir, böylesi bir karşılıksızlıktır. böylesi göz göre göre son’a ilerlemektir.
Unutmazsın da hatırlaman şekil değiştirir.
herkesin bir dersim hikayesi vardır, kana süte ve kelimelere bulaşmış olan, diyordu murathan mungan kitabın girizgahında. başlıyor insan başlamasına da, burhan sönmez‘in yazdığı “tarih öncesi köpekler” hikayesine geldiğimde kanım donuyordu. günlerce elime tekrar alamadım, bekledim. aslında hikayenin hangi tarafında olduğunun önemi yok, insan olman kafi tüm bu kitabı okurken. tam şuranda hissediyorsun zaten. utancı da, acıyı da, gururu da, inancı da, ölümü de, korkuyu da, cesareti de. hissetmekten de öte, aklına koyuyorsun. kalbinden, aklına aktarıyorsun.
bu yüzden ne güzel bir şey yapmış da böyle bir seçki toplamış metis ve murathan mungan. çünkü tüm o utanç da, acı da, gurur da, inanç da insani bir şeyler. insan olduğuna dair işaretler. bırak, sözler yerini bulsun. çünkü karin karakaşlı‘nın dediği gibi “söz yerini bulmak için, zamanını bekler sabırla.” oku. insan olan yerlerin acısın. şükret, hala insansın diye.
”gece oldu yattık. sabah oldu kalktık. sanki bunları hep mecburiyetten yaptık. hayatta olmayı derin bir sıkıntı olarak yanı başımda gördüm. dünya ben tanımadığım için kocamandı. kimsenin ne olduğu, ne yaptığı ve onlara ne yapıldığı belli değildi. biz anın içinde andan habersizdik. aynı anda yaşıyor ve birbirinin her yeri ağrıyorsa bu ağrılardan bize düşecek paya vereceklerimizi ne vakit ödeyecektik? herkes şahsi borcunu bir şekilde öder ya da borçlu gider. ödenmemiş borç, unutulmuş ya da affedilmiş değildir, bilirim ama kalabalığa, topluma ait borçlar kime kesilir, bu da pay mı edilir, sonrakilere kalır da parasını yiyip içenin, bir şey bırakmayanın kınandığı gibi ayıplar da bize mi kesilir?“ şule gürbüz, sf. 76
- Today I will tell the story about a man who drowned in the cold waters of the ocean after losing a person whom he loved. This story is about a man who died twice.